MİMAR SİNAN VE MATEMATİK

Tarihte "ben bilirim" diye öne çıkan, taşa ve çamura başkırdıran bir tanıdığımız var : Mimar Sinan. Hayatı Kayseri' nin Ağırnas köyünde Sinan bin Abdülmennan olarak başlayıp, " Bu şehr-i İstanbul'da " Mimarlar Mimarı Koca Sinan olarak biten Mimar Sinan yüz yıla yakın yaşamı boyunca " bilmek " fiili içindeki yaşam sevincini damıtabilmiş nadir ölümlülerden biridir.

Mimar Sinan'a Osmanlı'dan son iş emri 26 Ocak 1588 günü gelir. Kendisinden İstanbul'da basit bir tamir işi yapmasını istemektedirler. Koca mimarı küçük düşürmek için mi böyle basit bir iş istediler, yoksa yaşlı mimar yorulmasın diye mi düşündüler bilemeyiz. Koskoca Osmanlının başkenti İstanbul'da neler döndüğünü nereden bilebiliriz ki? Fakat bildiğimiz bir şey var ki o da Ocak ayı İstanbul'da karlı geçer. Koca mimar düşer ve belini kırar. Altı ay kadar yattıktan sonra 17 Temmuz 1588'de ölür. Mimar Sinan hakkında söyleyeceklerimizi onun söylediği bir sözle bitirelim : " Dünya durdukça bu yaptıklarımı görecek zevk sahibi insanlar, çabalarımın ciddiyetini göz önünde bulundurarak insaf ile bakarlar ve hayır dua ile anarlar, inşallah".

Sakın : "bu minareleri, bu kubbeleri dikmek için matematiğe ne ihtiyaç var?" demeyin. Böyle bir işin ardında muazzam miktarda hesap ve geometri bilgisi yatar. Bu bilgi olmadığı zaman ancak gecekondu yapabilirsiniz, yüzyıllara dayanabilecek bir başeser değil. Özellikle de mimarlıkla inşaat mühendisliğinin henüz ayrı meslekler haline gelmediği bir dönemde yaşamış olan Mimar Sinan çok iyi matematik bilmek zorundaydı.

Yorum Yaz